8 Mart! |SOSYALİST ALTERNATİF

Özgür, Eşit ve Sınıfsız Bir Toplum İçin Mücadele!

Yüz yıldan fazla bir süredir kadınların işte ve toplumsal yaşamda hak mücadelelerinin yeniden dile getirildiği ve yükseldiği bir gündür 8 Mart. Amerika’da tekstil işçisi kadınların 16 saatlik iş gününün 10 saate indirilmesi ve kadın işçilerin erkeklerle eşit haklara sahip olması için yapılan ve çok sayıda artçı mücadeleye yol veren grevi, 1888’de İngiltere’de Byrant and May kibrit fabrikasında insanlık dışı çalışma koşullarına karşı greve giden ve sonra kendi sendikalarını kurarak İngiltere’de sendikal geleneği değiştiren 700 kadını, 1917’de Uluslararası Kadın Günü’nde Çarlık rejimine karşı St. Petersburg’da devrimin fitilini ateşleyen kadınları hatırlamak gerekir bugün.

Dünyada ve Türkiye’de, fiziksel, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddete dayalı mekanizmalarla üretim ve yeniden üretim içinde kadınların rolünü ikincil olarak sağlamlaştıran ve aynı zamanda patriyarkal (erkek egemen) bir karakterde olan kapitalizme karşı mücadele eden tüm kadınları hatırlamak gerekir. Ama sadece hatırlamak değil, o ezilme ve sömürülmeye karşı daha özgür bir hayat için mücadeleyi sürdürüp yükseltmek gerekli.

Cinsiyetçi Şiddet ve Eşitsizlik

Bazı kadınlar daha az, bazı kadınlar daha çok eziliyor olabilir. Ancak, sonuçta tüm kadınlar ve LGBTİ+’ler, erkeğin kadından üstün olduğu ikili cinsiyet sistemine boyun eğmedikleri durumda ya da baştan başkaldırmalarını engellemek üzere, şiddet görmektedir. Şiddet, çok farklı boyutlara sahip olmakla birlikte, bir epidemidir (bulaşıcı bir hastalık gibidir) ve bir kadına uygulandığında ya da uygulanma potansiyeli taşıyorsa, tüm kadınların baskı altına alınmasına neden olur. Hayatında hiç fiziksel şiddet görmemiş bir kadının fiziksel şiddetten korkması ancak böyle açıklanabilir. Çünkü kadın olması onun şiddet görmesi olasılığını artırmaktadır. O nedenle de, kadın cinayetleri başta olmak üzere, şiddete karşı mücadele tüm kadınların ve kadınların ezilmesine karşı mücadele edenlerin ortak sorunudur.

Bugün Suriye savaşında gördüğümüz gibi, kadınların savaşlarda ya onun doğrudan kurbanı ya da savaş mültecisi olma ihtimalleri daha yüksektir. Kendi ülkelerinde zaten düşük olan istihdama erişimleri, mülteci kadınlar için daha da sınırlıdır.

Günümüzde hâkim durumda olan kapitalist sistemde kadınların, özellikle de yoksul kadınların temel eğitim, sağlık hizmeti gibi kamusal hizmetlere erişimleri son derece sınırlıdır. Üstelik, ekonomik tasarruf tedbirleriyle bu hizmetlerin kendisi de günden güne küçülmekte.

Her kültür ve etnik gruptan kadın, dünyanın en gelişmişler de dahil olmak üzere tüm ülkelerinde, erkeklerden daha düşük ücret almaktadır. Daha yüksek ücretler için mücadele eden kadınların mücadele araçlarına erişimi de sınırlıdır.

Eşit ve Sınıfsız Bir Dünya!

Dünyanın pek çok bölgesinde kadınlar cinsiyetçi kapitalizme karşı mücadele içindeler. 2016’dan beri, 8 Martlar aynı zamanda Kadın Grevi çağrılarına ve uygulamalarına sahne oluyor. 2008 ekonomik krizi ile birlikte, sosyal haklar ve kamu hizmetleri budanmışken, nüfus artışına dayalı muhafazakâr politikaların yükselmesi ile kadınlar doğum konusunda karar vermek ve uygulamaktan aciz bırakılırken bu mücadelenin de yükselmesi beklenirdi. Nitekim, 2013’te Hindistan’da kadın cinayetlerine karşı başlayan devasa kitlesel hareket, 2016’da Polonya’da kürtaj yasağına, Latin Amerika’da kadına yönelik şiddete karşı başlayan grev ve mücadeleler, 2017’de Trump’ın seçilmesiyle ABD’de milyonlarca kadının ayaklanması ile devam etti.

Kadın özgürlüğü için mücadele, temelde, kadınların kendilerine özgü ezilme biçimleri ile mücadele ederken aynı zamanda tüm eşitsizlik ve sömürü biçimlerini ortadan kaldırarak toplumu en baştan yeniden yapılandırmayı hedefleyen mücadelelerde de yer aldığı, topyekûn sınıf mücadelesinin bir parçasıdır. Bugün, kadınların çocuklarına ve erkeklere bakım veren, yeniden üretimde yahut vitrin ya da seks objesi olarak kullanılan imajını değiştirmek, kadınların toplumsal yaşamdakini yerini ve hatta, bizzat toplumsal yaşamın kurallarını değiştirmek için verilen mücadeleyi, cinsiyetçiliğin ve her türlü eşitsizliğin tamamen ortadan kalkabileceği koşulları oluşturacak olan sosyalizm, dolayısıyla da sosyalist bir dünya mücadelesiyle birleştirmek zorunludur!

Bu 8 Mart’ta yine hep beraber,

-Kadınların kendi bedenleri üzerindeki denetim ve kürtaj hakkı

-Kadına yönelik her türlü şiddetin son bulması Sağlık, eğitim gibi kamu hizmetlerinin kısılmaması, tasarruf tedbirleri yerine daha adil bir vergilendirme sistemine geçilmesi,

-“Ev işi” olarak tanımlanan çocuk, yaşlı bakımı, temizlik, çamaşır, yemek gibi, kadınlara yıkılan işlerin kamu kaynakları ile ve kolektif olarak yapılması,

-Kadınların istihdam alanında dezavantajlı duruma düşürülmemesi için her mahallede ve işyerinde yeterli sayıda ve parasız kreş açılması.

-Kadınların ücretsiz, güvencesiz ve esnek çalıştırılmasına son verilmesi,

-İşsiz durumda olan bir kadının hayatını tek başına kimseye bağlı olmadan idame edebilmesini sağlayacak miktarda bir gelirin, zenginlerden vergi yoluyla finanse edilmek üzere devlet tarafından garanti edilmesi.

-Eşit işe eşit ücret!  Aynı işte çalışan kadınların erkeklerle eşit şekilde ücretlendirilmesi için yine ayaktayız!

Yaşasın kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi!
Yaşasın sosyalist bir dünya için verdiğimiz mücadele!


Oku, Beğen, Paylaş!

Bunları da sevebilirsiniz