’29 Çöküşü, Büyük Buhran ve ABD’deki Yasadışı Grevler |Nikos ANASTASIADIS

Kriz, Oklahoma çevresindeki bölgeyi vuran kuraklık ve toz fırtınalarıyla (“toz haznesi” olarak adlandırılır), bir milyondan fazla yoksul köylü ve toprak işçisinin Kaliforniya’nın daha verimli bölgelerine iç göç yoluna götürdü. Yoksul insanların bu devasa hareketi, John Steinbeck’e sarsıcı kitabı “Gazap Üzümleri” ve Woody Guthrie’ye “Toz Kase Balladları” yaratması için ilham verdi. 1930 ve 1935 arasında, yaklaşık 750.000 küçük aile çiftliğine iflaslar nedeniyle el koydu bankalar

Çin’in Gelişiminin Kendine Has Özellikleri |Ianka PIGORS, Doreen ULLRICH

Çin’de ekonomik güç başlangıçta köylülerin ve işçilerin elinde idi; Mao yönetiminde kapitalizm kaldırıldı. Deng yönetimindeki kapitalist yeniden yapılanma sırasında, Çin’de yükselen kapitalist sınıf ÇKP’yi giderek kendi çıkar kollayıcısı olarak kullandı. Serbest ticaret bölgeleri ve büyük fabrikaların inşasıyla Çin, dünyanın çalışma tezgahı haline geldi ve şimdi ABD’yi en güçlü ekonomi olarak geride bırakmaya başlıyor.

Keynesçilik ve Kapitalizmin Krizi

Süregiden kiriz genel olarak kapitalizmin ve özellikle de neoliberal kapitalizmin kısıtlanmamış serbest piyasasının başarısızlığını görünür kıldı. İşçi sınıfı için bu gerileme, sosyalist değişime duyulan ihtiyacı daha güçlü bir biçimde gösterdi. Yönetici sınıf içinse kriz, onları “serbest piyasa” ortodoksisiyle tamamen zıt bir biçimde ekonomiye müdahale etmeye zorlar. Bu, –genellikle “Keynesçi” olarak betimlenen- doğrudan çalışanların ceplerine para koyarak talebi destekleme önlemlerini içerir.

Irkçılığa Karşı Kitlesel Hareketler ABD’yi Süpürüyor |Keely MULLEN

Yürüyüşler ülke genelinde ana caddeleri ve otoyolları ele geçirirken, göstericilerin en gürültülü sevinç patlamalarından bazıları, diğer sıradan işçilerin, basit bir dayanışma edimiyle ateşlendi. New York’ta bir otobüs, taksi ya da teslimat kamyonu şoförü, protestocuları desteklemek için kornasına asıldığı her seferinde, kalabalık yeri göğü inleterek gururla kendinden geçti.

Hükümetler COVID-19’u Devlet İktidarlarını Genişletmek İçin Değerlendiriyor |Stephen BOYD

Hâlihazırda insanların çoğunluğu COVID-19 virüsünün yayılmasını önleme iddiasında olan yeni yasalara hayırhah baksa da, işçi sınıfı, sendika aktivistleri ve sosyalistler buna içkin tehlikelere karşı tetikte olmalıdır. Kriz zamanında devreye sokulan geleneksel olarak baskıcı yasalar, ileriki günlerde grevdeki işçilere ve hakları için kampanya düzenleyen işçi sınıfı topluluklarına kaşı kullanılmak için mevzuatta kalma eğilimindedir. 2015’te Fransa’da, bir terörist eylemden sonra olağanüstü hal ilan edildi ve daha sonra BM zirvesi sırasında, iklim değişikliği gösterilerine karşı kullanıldı.

ABD’de 400 Yıl Artı 8 Dakika |Mir Kartal

ABD, Minnesota, Minneapolis’te 25 Mayıs’ta George Floyd isimli bir siyah polis tarafından vahşice katledildi. Bu vahşete karşı devletin yaptığı tek şey katilin polislikten men edilmesi oldu. Böyle bir adaletsizlik karşısında halk adalet talebiyle bir sonraki gün (26 Mayıs) Minneapolis’de sokaklara döküldü. İnsanların kitleler halinde sokağa çıkması ve hatta katilin evinin önüne gelmesiyle beraber yargı ancak devreye girebildi ve Floyd’u öldüren polisin, suç ortaklarıyla beraber 3. dereceden cinayetle yargılanacağını bildirdi. Bunun da yeterli olmadığını düşünen insanlar Minneapolis’de eylemlerini durdurmadı ve eylemler 27’sinde diğer şehirlere de sıçradı. Bu ilk eylemler “Black Lives Matter” tarzı eylemlerdi.

Kapitalizm Virüstür, Sosyalizm Tek Çare

Bugün, insanların sosyalist bir toplumda yaşamak için çok bencil olduğuyla ilgili tüm mitlerin yanlış olduğunu görüyoruz. Özellikle işçi sınıfı topluluklarında yaygın bir dayanışma duygusu ve eylemleri ile karşı karşıyayız. Sosyalist bir toplumda, işbirliği ve dayanışma kültürü çok daha güçlüdür ve herkesin toplumun her düzeydeki işleyişine dahil olmasıyla teşvik edilir. Kendi kendini izole etmenin son derece zor olduğu bu konut sistemi yerine, entegre rekreasyon alanlarına sahip yeni konut alanları, mevcut ve korkunç aşırı kalabalıklaşmayı sona erdirmeye yardımcı olacaktır

Zenginlerin İkiyüzlülüğü ve Sinizmi |Andros PAYIATSOS

Kapitalizmin apolojistleri, uluslararası alanda dikkatlerini İtalya’ya çevirmişler ve halihazırda İtalya’nın Euro Bölgesi’nden çıkışı anlamında, “Italexit” üzerine bir tartışma gerçekleşiyor. Bruegel (Brüksel merkezli bir düşünce kuruluşu), İtalyan borcunun bu yıl sonuna kadar GSYİH’nın % 189’una ulaşacağını tahmin ederken, Bloomberg de İtalyan borcunu “saatli bomba” olarak nitelendiriyor. Borcu 2 trilyon Euro’yu aşan İtalya temerrüde düşerse sadece İtalya’da değil, Avrupa’da ve küresel olarak da, büyük bir bankacılık krizine neden olacaktır

Covid-19 Krizi – Sosyalist Feminist Bir Bakış

Covid-19 salgını açıkça herkes üzerinde aynı etkiye sahip değil. Herkes enfekte olabilir, ama hayatta kalma şansı, kötü sağlıklarından dolayı genellikle virüslere karşı da dirençleri düşük olan yoksul insanlar için çok daha düşüktür. Tüberkülozun nüfusun yoksul katmanları arasında yaygın olduğu Güney Afrika gibi ülkelerde bu virüs çok daha yıkıcı bir etkiye sahip olabilir. Brezilya’da virüsten ölen ilk kişinin hizmetçi olarak çalışan siyah bir kadın olması tesadüf değildir, çünkü siyah kadınlar toplumların en yoksul kesimleri arasındadır

Sosyalistler ve Covid-19 Salgını

İnsanlar öncelikle virüsten ölüyorlar, ancak önemli bir kısmı sağlık sistemindeki zayıflıklar nedeniyle ölüyor. Gelişmiş kapitalist ülkelerde bile, onlarca yıllık neo-liberal kesintilerin etkileri, hastane yatakları sayısının azlığı, personelin aşırı çalışması, yetersiz test alanları ve enfekte olanlar için teknik ve tıbbi destek eksikliğinin olduğu bir durum yarattı. Gelişmekte olan ülkelerde ise, yeterli sağlık sistemi hiç olmadı.

Environment inaction threatens the Eastern Mediterranean

Climate change is having severe implications for the countries of the Eastern Mediterranean. According to scientists, the temperature of the area is increasing at a much faster rate than the global average and precipitation throughout the region is expected to decline. These factors, combined with the greed for more profit by the ruling elites will have disproportional effects for the destruction of the environment here compared to other areas.

Doğa ve Doğu Akdeniz |Athina KARİATİ

İklim değişikliğinin Doğu Akdeniz ülkeleri üzerinde ciddi etkileri olacak; bilim insanları bölge sıcaklığının küresel ortalamadan çok daha hızlı bir şekilde artmasını ve bölgedeki yağışların azalmasını beklemekteler. İktidar seçkinlerinin daha fazla kar elde etme açgözlülüğüyle birleşen bu faktörler, doğanın tahribatına diğer alanlara kıyasla orantısız bir etkide bulunacaktır.

Kaz Dağlarını Savunuyoruz

Kaz Dağlarında yer alan, Çanakkale’nin Kirazlı ilçesinde altın madeni faaliyete başlamadan dahi, çok ciddi bir ekolojik tahribat yaşanıyor. Çanakkale il merkezine 30, Atikhisar Barajı’na 14, Kaz Dağları Milli Parkı’na ise 40 kilometre uzaklıkta olan maden sahasında, kullanılacağı açıklanan siyanür liçi yönteminin, 50 km2 alanı etkileyeceği hesaplanıyor.

Hangi bölgede olursa olsun, yerin altını üstüne getirmeye dayalı madencilik faaliyetleri, insanın da içinde olduğu doğaya ciddi zararlar veriyor. Nitekim, Kaz Dağlarındaki tahribatın şimdiden ekosistemde; ağaçlar, bitkiler, hayvan ve insanlarda yarattığı yıkım, altının değeri ile ölçülemez…

İspanya:Feminist Hareket İçin Önemli bir Zafer

Feminist hareketin bu önemli zaferinde, İspanyol yüksek mahkemesi Pamplona’da yaşanan “Wolf Pack (Kurt Sürüsü)[” vakasında beş suçlu erkeğin cezasını 15’er yıla çıkardı. Aynı zamanda 18 yaşındaki kadının İspanyol yasalarına göre daha az ceza gerektiren cinsel istismara değil, tecavüze uğradığını kabul etti.
Üç yıldır devam eden bu felaket dava, kadınları, işçi ve gençleri “sana inanıyorum” (“yo sí te creo”) ve “taciz değil tecavüz” (“no es abuso, es violación”) sloganları etrafında bir araya getirerek tüm bu kesimlerin sesini dünyaya duyurmuştu.

Sudan: Karşı-Devrimin Ayak Sesleri

… Ancak, muhtemeldir ki Pazartesi günü yapılan kanlı saldırıda hayatını kaybedenlerin gerçek rakamı bundan çok daha yüksektir. Güvenlik teşkilatıyla bağlantılı güvenilir bir istihbarat kaynağı, Sudanlı bir gazeteciye şunları bildiriyor: “Bazı insanları öldürülesiye dövülerek Nil’e atıldı, bazıları defalarca kurşunlanarak Nil’e atıldı, diğerleri ise palalarla lime lime edilerek Nil’e atıldı. Bu bir katliamdı.” O zamandan beri nehirden yaklaşık 40 protestocunun cesedi çıkarıldı.

KIDEM TAZMİNATINA DOKUNDURTMAYALIM!

“Fazlasıyla”! Çünkü bu krizi zenginlerin yararına işçi sınıfının sırtına yükleyerek atlatmak için AKP/MHP hükümetinin işaret ettiği temel “kaynaklar”; ilk adım olarak işçilerin biriktirdiği işsizlik sigortası fonuna el konulması; zorunlu BES (Bireysel Emeklilik Sistemi) ile sigorta şirketlerine kaynak aktarılması; işçilerin verdiği vergilerin artırılması ve kıdem tazminatının fona devredilmesi suretiyle işçi maliyetlerinin patronların çıkarına azaltılması ve iş güvencesinin ortadan kaldırılması…

SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ

Sosyalist Bir Program Tartışması Kaçınılmazdır!

Gezi sonrasında başlayıp iki yerel, iki genel seçim ve bir de Anayasa referandumunu içeren ve işçi sınıfının geniş kesimlerinin sorunlarının çözümü için bel bağladığı, ardı ardına seçimlerin yapıldığı beş yıllık bir dönem, 31 Mart 2019’da yapılan yerel seçimlerle birlikte kapanmış oldu. Seçimlerin sonucu, bu sonucu hazmetmekte zorlanarak rezilce çamura yatan AKP için açık bir yenilgi; CHP/İYİ Parti gibi burjuva partileri için önemli bir zafer; AKP’yi geriletmek için CHP/İYİ Parti’den oluşan burjuva ittifakına destek vermekte çare bulan sol/sosyalist kesim için maliyeti yüksek bir zafer anlamına gelirken; işçi sınıfının bağımsız örgütlülüğüne yaslanan devrimci Marksistler açısından ise toplumda açıktan bir sağa kaymanın görüldüğü ve üstesinden gelinmesi gereken zorlu bir dönemin başlangıcına işaret ed

YEREL SEÇİMLER |SOSYALİST ALTERNATİF

31 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimler son beş yıldır arkaya meydana gelen seçimler zincirinin sonuncusu olarak bir dönemin kapanması anlamına geliyor. Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı altında toplanan burjuva partilerinin adayları halka her seçim döneminde olduğu gibi olabildiğince sevimli görünmek konusunda birbirleri ile yarış içerisindeler. Burjuva partilerinin dışında kalan tek kitle partisi olan HDP ise yüzeyden bakıldığında doğruymuş gibi görünen bir taktikle aslında yanlış yönde ilerliyor olsa da bu seçimlerde oy verilmesi gereken partidir. Sömürü ve baskı üzerine kurulu kapitalist sistem çatırdamakta ve Türkiye işçi sınıfının ve ezilenlerinin bu burjuva partilerinin hiç de şimdi görünmeye çalıştığı gibi sevimli olmayan gerçek yüzünü seçimlerden sonra daha da acı bir biçimde görmek zorunda kalacakları bir dönem başlıyor; turpun büyüğü heybede!

8 Mart! |SOSYALİST ALTERNATİF

Yüz yıldan fazla bir süredir kadınların işte ve toplumsal yaşamda hak mücadelelerinin yeniden dile getirildiği ve yükseldiği bir gündür 8 Mart. Amerika’da tekstil işçisi kadınların 16 saatlik iş gününün 10 saate indirilmesi ve kadın işçilerin erkeklerle eşit haklara sahip olması için yapılan ve çok sayıda artçı mücadeleye yol veren grevi, 1888’de İngiltere’de Byrant and May kibrit fabrikasında insanlık dışı çalışma koşullarına karşı greve giden ve sonra kendi sendikalarını kurarak İngiltere’de sendikal geleneği değiştiren 700 kadını, 1917’de Uluslararası Kadın Günü’nde Çarlık rejimine karşı St. Petersburg’da devrimin fitilini ateşleyen kadınları hatırlamak gerekir bugün.