CWI Tarihinin Kısa Özeti

Published On 20 Ocak 2017 | Hakkımızda

Sosyalizm İçin Enternasyonal Mücadelede 41 Yıl

Sosyalist Alternatif sosyalizm mücadelesinde Türkçe adı İşçi Enternasyonali Komitesi “Commitee for a Worker’s International” (CWI) olan enternasyonal devrimci bir çatı altında yer alıyor. CWI Nisan 1974’te 12 ülkeden 46 aktivist tarafından kuruldu. Bugün ise 7 kıtada 45’in üzerinde ülkede aktif. CWI birçok ülkede güçlü gruplar halinde sendikalar içerisinde sınıf mücadeleci muhalefetin önemli bir parçasıdır. Ayrıca yerel meclislerde temsil gücü bulunurken ve İrlanda Parlamentosunda milletvekilleriyle temsil edilmektedir. Birçok ülkede egemen burjuva politikalarına karşı gelişen hareketlerin içinde enternasyonalimizin önemi ve etkisi kapitalizmin artan krizinden dolayı artmaktadır.

 

Köklerimiz

1938’de kurulan IV. Enternasyonalin kurucularından Leo Troçki 21 Ağustos 1940’ta Stalin’in emriyle öldürülmüştü. Savaş ve faşizm koşulları altında IV. Enternasyonal’in üyeleri birbirinden tecrit olmuş durumdaydı. II. Dünya Savaşı’nın ardından ise onların politik temeller üzerinde devrimci bir pratikte birleşmek artık zorlaşmıştı. Troçki’nin yokluğu bu durumda önemli bir etkendi.

 

Devrimci Marksizmin savunucularının çoğu II. Dünya Savaşı’nın ardından birincisinde olduğu gibi büyük bir devrimci dalga bekliyorlardı. Bu beklentinin oluşmaması devrimci önderlerin bir kısmını II. Dünya Savaşı’nın daha bitmediği gibi yanlış bir sonuca taşıdı. Bu durumdan dolayı yeraltında kalmayı sürdürmeleri, onlara çok az insana ulaşma imkânı verdi. Bazılarının çalışmaları ise Stalinizmin Doğu Avrupa’da yayılmasıyla birlikte büyük bir şekilde kısıtlandı. Sovyetler Birliği’nin işgali altındaki bölgelerde Troçkist önder ve kadroların öldürülmeleri ya da Sibirya’ya sürgün edilmeleri uygulaması sürüyordu. İnşa çalışmalarını hızlı ilerletmek için IV. Enternasyonal’in kimi temsilcileri de Moskova’yla ilişkisini kesmiş olan bazı Stalinist partilerle birlikte çalışma yolunu seçtiler. Örneğin Yugoslavya Devlet Başkanı Tito’yla bu şekilde flört edilerek, onu IV. Enternasyonal’e kazanmaya çalışılıyordu. Fakat bu stratejilerin hiçbir işe yaramadı. Bilakis IV. Enternasyonal’in güçlerinin sadece izolasyonuna yol açtı.

CWI’ın ilk yılları

CWI’ın kuruluş yıllarında Devrimci Marksizm’in gücü savaşın, kitlesel katliamların, faşizmin, Stalinizmin suçları ve de kendi politik hatalarından dolayı büyük oranda zayıflamıştı. Mevcut IV. Enternasyonal temel konularda kendi içinde tamamen bölünmüş haldeydi. Marks, Engels Lenin ve Troçki’nin mirasına yaslansalar da pratikte bir politik hatadan diğerine savruluyordu.

 

Diğer gruplarla bizim aramızda o zaman (ve şimdi) en belirleyici fark, işçi sınıfının rolünün değerlendirmesi üzerineydi. IV Enternasyonal’in içindeki birçok grubun önderleri işçi sınıfının toplumsal dönüşümdeki öncü rolünü sorgulamaya başlamışlardı. 1960’lı yıllarda eski sömürge ülkelerde özellikle çeşitli gerilla grupları güçlüydüler. Daha sonra 1960’lı yılların ortasından itibaren de üniversite gençlik hareketleri güçlenmeye başlamıştı. IV Enternasyonali’n çeşitli gruplarının önderlerinin çoğunun görüşü, geniş kitleler içerisinde yer edinmek için gerilla hareketleri ve öğrenciler içerisinde çalışma yapmak gerektiği şeklindeydi. Hatta bazı gruplar öğrencileri yeni “öncü güç” ilan edip işçi sınıfını bir kenara bile bırakmışlardı.

 

Bir kitlesel enternasyonal olması hedefiyle yeni bir yapının inşasının fikri ilk olarak IV. Enternasyonal içerisindeki Britanyalı sosyalist bir gruptan geldi. Bu grup 1960 ve 1970’li yıllarında esas görev olarak genel işçi hareketinden, politize olan gençlikten kendini izole etmemeyi görüyordu o zaman. Pratikte bu, önderlikleri sosyal hareketlere köstek olmalarına rağmen büyük işçi partilerinin içerisinde de siyasi çalışma yapmak anlamına geliyordu. Buna göre devrimci Marksistler burjuva politikalarına sahip bu parti önderleriyle, toplumsal mücadele arka planına sahip proleter taban arasında ortaya çıkan çatışmadan yararlanmalıydı. Taktik olarak birçok ülkede bunun için bu partilere (Örneğin Britanya’da İşçi Partisi gibi)  katılmak da gerekiyordu.

 

CWI için teorik esaslar üzerindeki çalışmalar da her zaman var olan sınıf mücadelelerinin en önemli bir parçasıydı. Fakat teorik çalışmalar asla sınıf mücadelesine katılımın yerine geçecek şekilde olmadı. Yani teori ile pratiğin birliği her zaman en önemli ilke olmayı sürdürdü. Mayıs 1968 Fransa’sındaki durum bunu çok iyi özetler. Fransa’da o tarihte yaşanan gelişmelerin anlamı en büyük emperyalist ülkelerden birinde kapitalizmin ortadan kaldırılıp kaldırılmaması meselesinden başka bir şey değildi. O tarihte önde gelen sol bir kitle partisi olan Komünist Partisi’nin karşı devrimci politikaları Fransa’da kapitalizmin yıkılmasının önüne geçti. Bu da işçi sınıfı içinde örgütlenmiş ve sosyalist bir toplum alternatifini sadece kâğıt üzerinde tutmayan bir partinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

 

Yoldaşlarımız ister bulundukları ülkede olsun isterse enternasyonal çapta, birilerinin katılımını umut ederek beklemektense sürekli yeni odak noktaları arayışındalardı. CWI’ın kuruluş kongresinden 4 gün sonra Portekiz’de “Karanfil Devrimi” patlak verdi. CWI için ilk pratik sınav başlamış oldu doğal olarak. Ardından Haziran ayında ise Yunanistan’da askeri diktatörlüğün yıkılması ve çok hızlı bir şekilde yeni bir kitle partisi PASOK’un ortaya çıkması takip etti. O sırada Yunanistan’da halihazırda yoldaşlar mevcuttu. Günümüzdeki önemli sol güçlerin kökleri o günkü gelişmelere dayanır.

 

Büyüme aşaması

1979’da İran devrimi ve Latin Amerika’da devrimci hareketler oluştu. Ne zaman ve nerede büyük bir mücadele veya devrimler ortaya çıksa, biz tüm gücümüzle orada olup bu hareketleri desteklemeye çalışıp, devrimci bir kitle partisinin inşası için ilk adımları atılması çabasına gireriz. Bu ilkemizi Karanfil Devrimi’nden Arap baharına kadar koruduk ve hala korumaya devam ediyoruz.

 

Özellikle de sol kitle partilerinin sosyalist gençlik örgütleri üzerinden sağladığımız temaslara CWI fikirlerini Batı Avrupa ülkelerinde yaymayı başardık.

 

Dayanışma kampanyalarıyla Latin Amerika, Ortadoğu ve Afrika’da yeni seksiyonların temellerini oluştururduk. Marksist literatürün dağıtımı aracılığıyla Nijerya’da da yeni ilişkiler geliştirdik. Güney Afrika’da Apartheid rejimine karşı mücadeleci yapıları destekleyerek yeni ilişkiler geliştirdik. ABD ve Avusturalya’daki oluşumların temellerini oralara sırt çantalarında kararlılık ve politik fikirlerle dolu olarak göç eden yoldaşlar attılar. Enternasyonal ilişkiler Sri Lanka, Hindistan ve Pakistan’a kadar yayıldı.  Sri Lanka’da söz konusu olan dünyanın kendini Troçkist olarak tanımlayan en büyük partisi LSSP içerisinde sol muhalefetti.

Comments are closed.