Ermenek’teki Madenci Faciasının Nedenleri

Published On 30 Ekim 2014 | Son Eklenenler, Türkiye

Karaman’ın Ermenek ilçesinin Pamuklu köyünde bulunan Has Şekerler Madenciliğe ait kömür madeninde gerçekleşen “kaza” sonrası madende mahsur kalan 18 madenciden hala bir haber alınabilmiş değil. Henüz adı tam olarak konulmamış olmasına rağmen yeni bir madenci katliamıyla karşı karşıya olduğumuz gerçeği giderek belirginleşiyor.

Sosyalist Alternatif, 30 Ekim 2014

Türkiye henüz daha beş ay önce Soma’da yüzlerce madencinin göz göre göre katledilmesiyle sarsılmıştı. Soma katliamının ardından ortaya saçılan gerçekler işçilerin katledilmesinde Erdoğan’ın ifade ettiği gibi madencilerin fıtratının değil, iktidardan patronlara uzanan ilişkiler ağının rol oynadığını göstermişti. Bu kez Karaman’daki kazanın da Soma’dakine benzer bir sebep-sonuç zinciri dâhilinde gerçekleştiğini görebilmek mümkün.

Ermenek’te Facia Nasıl Gerçekleşti?

Karaman Ermenek’te Has Şekerler Madenciliğe ait kömür ocağında Salı günü öğle saatlerinde, tam da işçilerin maden içerisinde yemeklerini yediği sırada, su sızıntısı gerçekleşmeye başladı. Yapılan incelemelerde suyun 1 dakika gibi kısa bir süre içerisinde 50 metre yükseldiği belirtildi. O sırada madene bulunan 40 işçi sudan kaçmayı başarabilirken, 18 işçi 350 metre derinlikte mahsur kaldı. Uzmanlar maden ocağını basan suyun kullanım dışı bırakılan bir başka madenden geldiğini aktarırken, kazı sırasında komşu madendeki tehlikeye dikkat edilmediğini belirtiyorlar. Madencilerin üzerine yaklaşık 10 bin ton su boşalırken, işçiler üzerindeki su seviyesinin 56 metreyi bulduğu belirtiliyor.

Ermenek’te İktidarın Sorumluluğu

Tıpkı Soma’da olduğu gibi Ermenek’te kazanın gerçekleştiği madenin sahibinin de AKP ile ciddi bağlantılara sahip olduğu ortaya çıktı. Ermenek Cinne Linyit Kömür İşletmesi bünyesinde faaliyet gösteren üç taşeron firmadan biri olan Has Şekerler Madenciliğin sahibi Saffet Uyar 1994 ve 1999 seçimlerinde Ermenek belediye başkanı seçilirken; 2009 yerel seçimlerinde AKP’den belediye başkan adayı olduğu ancak seçilemediği biliniyor. Saffet Uyar’ın üzerinde yer alan asıl işveren ve Ermenek Cinne Linyit Kömür İşletmesi’nin sahibi Abdullah Özbey’in ise Refah Partisi’nde 20. Dönem Karaman milletvekilliği yaparken, Saadet Parti’nin de kurucuları arasında yer aldı.

Patronların AKP ve İslamcı sermaye ile organik bağlarının olmasının yanında, kazanın gerçekleşmesinde AKP’nin Soma’nın ardından çıkardığı torba yasanın tetikleyici rol oynadığı öğrenildi. Kazadan kurtulan işçilerin ve madenci ailelerin yaptıkları açıklamalar kazanın ardında yatan gerçeklere ışık tutuyor. Torba yasanın çıkmasının ardından patronun yüksek maliyetler nedeniyle 130 işçiyi işten çıkarmasının ardından, madenin kapatılmasını engellemek isteyen işçilerin patronla görüştüğü; yemek ve servis haklarından vazgeçtikleri öğrenildi. Bunun ardından işçiler kendi topladıkları paralarla servis tutarken, yemeklerini evden getirmeye başladılar. Kazanın gerçekleştiği sıralarda işçilerin evden getirdikleri kumanyalarla maden içerisinde yemek yiyor olmaları karşımıza böyle bir tablo çıkarıyor.

Öte yandan Radikal’in haberine göre haklarının ellerinden alınması nedeniyle işten ayrılan işçilere bölgede bulunan diğer 5 maden ocağı tarafından iş verilmediği öğrenildi. Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel’in yaptığı açıklamalara göre ise madene daha önce yeraltı suları ve gaz için kontrol sondajı yapılmadığı ve başka yedi eksiklik gerekçesiyle iş müfettişleri tarafından 9000 TL ceza kesildiği öğrenildi.

Madencilikte Taşeron Sistemi Öldürüyor!

Maden patronuna kesilen 9000 TL’lik cezanın işçilerin canını tehlikeye atan eksiklikler karşısında ciddi bir yaptırım olup olmadığı tartışılır. Taşeron sistemi ile işçilerin oldukça ağır şartlarda çalıştırıldığı madencilik sektöründe kar hırsı iş cinayetlerinin önünü açan nedenlerin başında geliyor.

Soma’da tüm Türkiye’nin daha da aşina olduğu ve patronların kar hırsının işçiler üzerinde bir kırbaca dönüşmesine neden olan rödovans sistemi Ermenek’te de karşımıza çıktı. 2004 yılında yürürlüğe giren Maden Yasası’nda yapılan değişiklikle yasal statüye kavuşan rödovans sisteminde maden ocakları devlet tarafından özel şirketlere kiraya verilirken, Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) tarafından şirketlere belirli bir ücret karşılığında üretilen bütün kömürlerin satın alınacağı garantisi verildi. Aşırı kar hırsına dayalı taşeron sistemi ile iş yürüten özel sektörün elinde bu sistem işçilerin birinci dereceden katili haline dönüşüyor. Birincisi madenlerde dur durak bilmeksizin bir çalışma sistemi yerleşirken, işçiler yemeklerini bile maden ocağının içerisinde yemek zorunda bırakılabiliyor.

İkinci önemli nokta ise üretim herhangi bir planlama yapılmadan, patronlar tarafından işi yavaşlattığı ve maliyetleri artırdığı gerekçesiyle gerekli iş güvenliği önlemleri alınmadan yürütülüyor. Patronlara istenildiği kadar maddi yaptırım uygulanırsa uygulansın, böylesine yüksek karlılığın bizzat devlet eliyle garanti edildiği bir düzende iş kazalarının önünün alınması imkânsız hale geliyor. Maden işçilerinin ise Ermenek, Soma gibi iş olanaklarının gelişmediği bölgelerde, yaşadıkları işsizlik korkusu nedeniyle bu ölüm çukurlarında uzun saatler düşük ücretlerle ve sendikasız bir şekilde çalışmaktan başka şansı kalmıyor.

AKP iktidarı iş kazalarını yaratan bu sistemi ortadan kaldırmak yerine pansuman tedbirlerle yeni katliamların önünü açıyor. 2014 yılında 301’i Soma’da olmak üzere 354 madenci iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bırakın bu kölelik düzeninin değişmesini, iş cinayetlerini gerçekleşmesini sadece seyreden patronlardan da AKP’nin düzeninde hesap sorulamıyor.

Çözüm Torba Yasada mı?

AKP torba yasada maden işçilerinin koşullarını iyileştirme yolunda adım atsa bile madenler üzerinde sıkı bir denetim ağı oluşturulmadığı sürece bunun pratik faydalarının görülmesi mümkün değil. Maden patronları yasayla birlikte artan maliyetleri gerekçe göstererek madenleri kapatma yoluna giderken, kabak yine işçilerin başına patlamış oldu. Torba yasanın ardından sadece Zonguldak’ta 22 maden kapanırken, yaklaşık 5000 maden işçisi işsiz kaldı. Birçok yerde ise tıpkı Ermenek’te olduğu gibi madencilerin işsiz kalmamak amacıyla haklarından vazgeçerek, daha da ağır koşullarda çalıştırıldığını tahmin etmek zor değil.

İktidarın sermaye sahipleriyle böylesine kirli rant ilişkilerine dahil olduğu bir düzende iş cinayetlerinin durdurulabilmesi ancak işçi sınıfının mücadelesiyle söz konusu olacaktır. Yaşanan her iş cinayetini iktidar gerek işçi ailelerine sus payı vererek, gerekse Soma’da örneğini gördüğümüz gibi iş cinayetlerine yönelik tepkileri polis devleti uygulamalarıyla geçiştirmeye çalışıyor ve aslında bir başka katliamın önü açılıyor.

Bu yüzden:

Bugüne kadar vicdanları oldukça sızlatan iş cinayetlerinin başta hükümet içerisindeki sorumluları olmak üzere, sorumluluğu bulunan herkes hesap vermeleri için derhal yargı önüne çıkarılsın!

İnsanlık dışı çalışma koşullarının düzeltilmesi ve iş sağlığı güvenliği önlemlerinin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi talepleri için, sendikalar ülke çapında bir kampanya başlatarak işçileri alanlara çağırsın ve taşısın!

İş cinayetlerinin durdurabilmesi için başta maden ocakları ile diğer bütün tehlikeli iş kollarında olmak üzere taşeron sistemi derhal kaldırılıp tüm madenler işçilerin demokratik kontrollü ve yönetimi altına alınsın!

Comments are closed.