KIDEM TAZMİNATINA DOKUNDURTMAYALIM!

Seçimler Bitti, İşçi Sınıfının Kazanılmış Haklarına Saldırılar Başladı

Türkiye’nin derin bir ekonomik krizden geçtiğini görmek için rakama bile gerek yok. Son 10 yıldır, 2008’de başlayan küresel krizin etkileri, farklı ülkelerde, iç dinamiklerle de bağlantılı olarak, farklı zamanlarda farklı şekillerde ve şiddetlerde açığa çıkıyor. Türkiye işçi sınıfı da kapitalist sistemin bu krizden payına düşeni fazlasıyla almaya zorlanıyor.

SOSYALİST ALTERNATİF

“Fazlasıyla”! Çünkü bu krizi zenginlerin yararına işçi sınıfının sırtına yükleyerek atlatmak için AKP/MHP hükümetinin işaret ettiği temel “kaynaklar”; ilk adım olarak işçilerin biriktirdiği işsizlik sigortası fonuna el konulması; zorunlu BES (Bireysel Emeklilik Sistemi) ile sigorta şirketlerine kaynak aktarılması; işçilerin verdiği vergilerin artırılması ve kıdem tazminatının fona devredilmesi suretiyle işçi maliyetlerinin patronların çıkarına azaltılması ve iş güvencesinin ortadan kaldırılması…

Kıdem Tazminatı?

Kıdem tazminatı, çok daha geniş olması gerekirken, çok sınırlı koşullarda işçiler için kullanılan bir kaynaktır. Kıdem tazminatını almak için işçinin iş kanununda belirtilen haklı nedenler dışında bir nedenle işten çıkartılmış olması ve işyerinde bir yılı doldurması gerekir. 1999 yılından önce sigorta girişi yapılanlar 15 yıllarını doldurdukları takdirde, kendileri de ayrılsalar kıdem tazminatı almaya hak kazanmış sayılırlar.  Aynı zamanda erkekler askerlik, kadınlar ise evlilik durumunda işten ayrılacaklarsa kıdem tazminatlarını alabilirler.  Ek olarak, işçi, işveren iş sözleşmesinde belirtilen koşullara uymazsa ve iş kanununda işçinin haklı feshini gerektirecek haller doğarsa kıdem tazminatı talep edebilir.

Ama işçi, işten kendi isteğiyle çıkmak isterse içeride onun adına biriktirilmiş olması gereken kıdem tazminatını alamaz. Kıdem tazminatının belirlenmiş bir en yüksek seviyesi yani tavanı vardır ki bu da 2019 için 6.017,60 TL brüt ücrettir. Yani işçinin ücreti ne olursa olsun, her yıl için 30 günlük brüt maaşı tutarında değil, her yıl için 6.017 TL alır.  Kıdem tazminatına toplu sözleşme ile esas gün sayısı artırılmış olsa bile bu tavan geçilmez.

Peki, Kıdem Tazminatı Fona Devredilirse Ne Olur?

Nisan ayı ortalarında, 31 Mart yerel seçimlerinden hemen sonra, seçim sonrasına ertelenmiş olan ekonomik önlem paketi açıklandı. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, kıdem tazminatının fona devredileceğini ve BES’in yeniden yapılandırılacağını ifade etti.

Şu anda ayrıntılarının belli olduğu bir yasa tasarısı ile karşı karşıya değiliz. Ancak 2008 krizinden beri kıdem tazminatının fona devredilmesi konusu ısıtılıp ısıtılıp önümüze sürüldüğü için, bunun hangi koşullarda yapılacağı ile ilgili bazı bilgilere sahibiz.

Her şeyden önce, kıdem tazminatına esas gün sayısının azaltılacağını biliyoruz. 30 günün işverene çok yük olduğu, 15-20 günle sınırlanmasının iyi olabileceği dile getiriliyor.  Kıdem tazminatını alabilmesi için işçiye asgari bir bekleme süresi koşulu getirilmesi, tazminat bu süre tamamlanmadan çekildiği takdirde ciddi kesintilerin olması da bekleniyor. Ayrıca fonun yönetilmesine bağlı olarak enflasyon karşısında değer kaybetmesi durumunda her yıl işçi adına yatırılan cüzi tutarın ne kadar eriyeceği de asla bilinemeyecek. Aksine, hükümet kolaylıkla, para “eridi” diyebilecek.  

İşsizlik Sigortası Fonu Örneği

İşsizlik sigortası fonu, 2018 Aralık ayı itibariyle 127 milyar 643 milyon 834 bin TL’ye ulaşmış durumdaydı. Mart 2002 ile 2018 Aralık ayı arasında,  yani 17 yıllık süre içerisinde işsiz kalmış işçilere ödenen miktar ise toplamda sadece 23 milyar 304 milyon 354 bin TL civarındaydı. Diğer taraftan örneğin, Cumhurbaşkanlığı tarafından, “kamu kaynaklarının etkin kullanılması” gerekçesiyle üç kamu bankasına geçtiğimiz yıl büyüyen yabancı paraların aşırı değer kazanması sonucunda 11 milyar TL aktarıldığı söyleniyor. Tabii, bu bize söylenen…

Kamu kaynakları etkin kullanılsın. Ama ne için, kimin için? İşsizlik sigortası fonuna her ay ödeme yapıyoruz. Ama sadece kendi “kusurumuz” dışında işsiz kaldığımızda; hemen önceki 120 gün sigortalı idiysek; 600 gün süreyle fona prim ödemişsek ve 30 gün içinde başvurduysak ancak o zaman cüzi bir işsizlik parası alabiliyoruz.

Peki, sorumluları kara para aklamadan yargılanan bu bankalar bu fondan hangi koşulları yerine getirerek yararlanıyor?

Kıdem Tazminatı İş Güvencesidir!

İşçilerin ekonomik kayıpları ve ekonomik krizin tüm yükünün işçiye yüklenmesi çok önemli bir sorun olmakla birlikte, kıdem tazminatı esas olarak işçinin iş güvencesinin çok önemli bir parçasıdır.

Özellikle Türkiye gibi, tüm çalışanların yüzde 74,2’sinin (2015, TÜİK) küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde çalıştığı ülkelerde, işveren-işçi ilişkisinde kıdem tazminatı işten çıkartmayı zorlaştıran bir işlev görür. Yani, işçiyi, özellikle uzun süredir çalışıyorsa, işten çıkartmanın bedeli biraz daha ağır olabilir. Bu da esas olarak işçi için emeklilik hakkına yaklaşmanın görece garanti altına alınması anlamına gelir. Bu bakımdan kıdem tazminatı, ekonomik bir hak olduğu kadar, çalışma hakkının da önemli bir parçasıdır.

Hükümet, kıdem tazminatına esas tutulan süreyi azaltarak, muhtemelen yemek, yol gibi yan hakları tazminat hesaplamasından çıkartarak, son maaşı değil de mesela son on yılın ortalama maaşını hesaba esas alarak, onu küçültecek.

Bunun karşısında kıdem tazminatının sınırlı durumlarda değil, her durumda verileceğini ifade ediyorlar. Elbette kıdem tazminatı her durumda verilmelidir. Ama bunu yaparken hak kaybı ile değil, tazminat, hak kaybı olmaksızın işten ayrılan her işçiye verilmelidir.

Daha da İleri Gidecekler!

Daha önce uygulamaya konulduğu halde tepkiler üzerine cayma hakkı tanınan zorunlu Bireysel Emeklilik Sigortası da ekonomik önlemler paketi ile bir kere daha gündeme getirilmiş durumdadır. 45 yaş altındakiler için 2017 Ocak itibariyle başlayan BES’ten memur ve işçilerin hali hazırda yüzde 60’ı caymış durumda.

Bu kez BES, cayma hakkı tanınmadan, sistemden üç yıl çıkamama şartı getirerek tekrar denenecektir. Yani, işçinin brüt ücretinin yüzde 3’üne el konulması ve bunun özel-kamu sigorta şirketlerine aktarılması söz konusudur. Şimdi emeklilikte tamamlayıcı sigorta gibi lanse ediliyor olsa da, zorunlu BES, emeklilik sisteminin özelleştirilmesinin ilk adımıdır.        

Elde edilmiş işçi haklarına yapılan saldırılar, aslında bir karikatürden ibaret olan “sosyal” devletin tırpanlanması bizi her geçen gün daha fazla yoksulluğa sürüklemekte. Bu, kapitalizm, yani sermayedar düzeninin devam etmesi, ayakta kalması için bize ödetilen bir bedeldir. İşçilerin patronalar karşısında haklarını savundukları örgütleri olan sendikalar bu haklardan en ufak bir taviz dahi veremezler!

Kıdem tazminatı ön koşulsuz haktır, sonuna kadar savunalım!

Emeklilik sisteminin özelleştirilmesine ve tüm özelleştirmelere hayır!

Kriz patronların krizi, o halde faturasını da onlar ödeyecek!

Sendikalar göreve! İşçilerin, gençlerin ve kadınların hakları için kitlesel mücadeleye!

Oku, Beğen, Paylaş!
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bunları da sevebilirsiniz