Uluslararası Sosyalist Feministler Ağı ROSA Kuruluş Bildirgesi

247 Views
Okuma Süresi8 Dakika, 12 Saniye

International Socialist Alternative tarafından yeni bir sosyalist feminist kampanya organizasyonu oluşturuldu. Network Ağımıza ve mücadelemize katılmak için bizimle bugünden iletişime geçin – “ekmek de istiyoruz, gül de!”

Dünyanın her yerinde kadınlar şiddet, ayrımcılık ve baskıya karşı mücadele ediyorlar. Kapitalist sistemin baskıyı beslediği ve yarattığı konusunda artan bir farkındalık var. Aşağıdan harekete geçmeli ve birbirimizin tüm ülkelerdeki mücadelelerini desteklemeliyiz. Sosyalist öncü Rosa Luxemburg’un ve direniş kahramanı Rosa Parks’ın izinde, ROSA ağını örgütleyenler olarak kendimizi sosyalist feministler olarak tanımlıyoruz ve kapitalist sisteme karşı köklü seferberliğe ve kadınlara yönelik baskıya karşı uluslararası mücadeleye katkıda bulunmak istiyoruz.

Kadın işçiler kapitalizm altında yoğun bir şekilde sömürülmektedir. Kadınlar küresel olarak erkeklerden yüzde 24 daha az kazanıyor. Ücretsiz ev işlerinin yüzde 75’inden fazlasını yapıyorlar. Kadınlar bugünün yoksullarının çoğunluğunu oluşturuyor. Dünyada her üç kadından biri yaşamı boyunca bir tür fiziksel veya cinsel şiddet yaşamıştır. Ama bu böyle olmak zorunda değil!

Örneğin Latin Amerika ve Rusya’daki korkunç femisid salgını büyüyen feminist hareket tarafından görünür hale getirildi ve ona karşı savaşıldı. Kadınların bedeni üzerindeki kontrol, kılık-kıyafet kurallarından, hükümetlerin hamilelik veya ebeveynlik ile ilgili kendi kararlarımızı kendimizin verme hakkını sınırlamasına, tecavüz ve cinsel taciz yoluyla üzerimizde iktidar kurulmasına kadar uzanır. Cinselliğe onu dokunulmaz gören boğucu bakış açısı, heteroseksüel normların dışında veya farklı olan her şeyi damgalar. Hepimiz öyle ya da böyle acı çekiyoruz. Günümüz toplumunda toplumsal cinsiyet rolleri erkeklere daha fazla yer kaplamayı ve kadınlara daha pasif olmayı öğretiyor.

Örgütleniyoruz, ortak sesimizde güçleniyoruz, öfkeleniyoruz, kendi bedenlerimiz üzerinde kontrol talep ediyoruz. Kadın mücadeleleri, #MeToo, Ni Una Menos gibi hareketlerle cinsel tacize karşı bilincimiz gelişiyor; bazı ülkelerdeki kitlesel mücadeleler bazı önemli zaferler kazandı ve bu da bazı ülkelerde daha katı yasalara ve sendikaların eylem programları geliştirmesine yol açtı. McDonalds ve Google’daki işçilerin bu konudaki grevleri, nasıl kazanabileceğimizi göstermede hayati önem taşıyor. Başka bölgelerde de  kürtaj hakkının getirilmesi ya da tecavüzcü ile evlenme gibi yasaların kaldırılması gibi ilerlemeler kaydedildiğini de not etmek gerekir.

Fakat hareket soğuduktan hemen sonra saldırıların yeniden yükselişe geçeceği açıktır. Örneğin, mahkemeler faillerin serbest bırakılmasına ve tecavüz mağdurlarına ilişkin kararlar verebilir. 2016 yılında Türkiye’de tecavüzcüsü ile evlenirse tecavüz suçunun affedileceği konusunda bir yasa tasarısı Meclis’e getirilmeye çalışılmış, fakat hareket tarafından geri püskürtülmüştü. Şimdi, Türk Parlamentosu’nda yeniden sunulma aşamasında. Askerler de halen tecavüzü bir savaş silahı olarak kullanıyor.

Kapitalistler, sömürücü ücretli emek ve daha kötü koşullara ve daha düşük ücretlere sahip kadın işçileri özel olarak baskılayarak muazzam karlar elde ediyorlar. Zenginler ve savaş makineleri para içinde yüzerken, hükümetler, dizlerinin üzerine çökertene dek refah devletini parçalamayı sürdürüyor. İktidardaki insanlar, farklı grupları birbirleri ile karşı  karşıya getirmek için bilinçli olarak cinsiyetçiliği, ırkçılığı ve LGBTQ +’ya yönelik baskıları teşvik ediyorlar. Dünyada ‘ilerici’ öncüler olan ülkelerde bile, hem büyüyen sınıf farklılıkları hem de cinsiyet eşitliği ile ilgili aksilikler var. Çünkü bu eşitsizlik, sistemin doğasında var.

Kapitalizm ortadan kaldırılmalıdır. Kapitalizm, özellikle kadınlara ve LGBTQ+’lara daha düşük ücretler ve daha kötü çalışma koşulları getirerek ataerkil cinsiyet baskısını ve heteronormaliteyi her gün kullanan ve yeniden üreten bir sistemdir. Bir sistem olarak kapitalizm, devam eden ekonomik krizlerle birlikte büyük eşitsizlik ve yıkıma dayanır. Şu anda, hangi küresel gücün dünya pazarını kontrol edeceğine, hangi emperyalist gücün yoksul insanları daha yoksul hale getirmek ve doğayı ve yerli halkların haklarını bozmak için daha fazla alana sahip olacağına karar vermek için ticaret savaşlarına büyük miktarda para harcanıyor. Bu iktidar mücadelesi, savaş, ölüm, acı ve mülteciliğe neden oluyor.  Ve tüm bu süre boyunca, kapitalizm doğal dünyanın acımasızca yağmalanmasına devam ederek ve daha fazla sera gazı üreterek tam bir iklim felaketine yaklaştırıyor.

8. Kapitalist toplum, hanedeki kadınların ücretsiz emek olarak harcadığı aşırı saat olmadan işleyemezdi. Oysa bu işlerin birçoğu, kamu hizmeti kapsamında toplu olarak örgütlenip özellikle kadınların omuzlarındaki yükü alarak daha verimli ve ekolojik bir bakış açısıyla gerçekleştirilebilir.

2019’da bazı ülkelerde kemer sıkma, sistematik eşitsizlik ve yolsuzluğa karşı ayaklanmalar yaşandı ve çoğu zaman kadınlar bu örgütlerde hem örgütleyen pozisyonunda hem de baskındı. Bazı raporlar, kadınların Sudan’daki protestocuların üçte ikisini ve Irak’taki meydan işgalcilerinin yüzde 40’ını oluşturduğunu iddia ediyor. Feminizm Lübnan’daki ayaklanmanın öncüsü oldu ve derinleşti. Şili feministlerinin tecavüze ve devlete karşı müzik performansı tüm dünyaya durdurulamaz bir ateş gibi yayılıyor.

Bazı örneklerde, devlet güçleri insanların isyan etmesini engellemek için plastik mermilerle kör ediyor ya da tecavüz ediyor. Çünkü devlet sadece neoliberalizmi değil, tüm kapitalist ekonomiyi ve sınıflı toplumu korumaya çalışıyor. Bazı devletler yolsuzluk, ulusal baskı ve dini mezhepçilik ile yönetilirken, diğer sözde demokratik uluslar sağlık ve eğitim harcamalarını kısıp bu hizmetleri özelleştiriyorlar, böylece kadınların ve çalışanların yaşamları en ufak parçasına kadar stresle kaplanıyor.

ABD Başkanı Donald Trump ve Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro gibi figürlerin cinsiyetçi tutumları öfkenin ve kitlesel hareketlerin tetiklenmesine yardımcı oldu. Bu ikisi gibilerin nüfusun küçük bir muhafazakar kesiminden destek almak için kadınlara yönelik saldırılara başvurmaları, güçlerinin değil, zayıflıklarının bir işaretidir. Kitle hareketleri bu rejimleri yıkabilir. Muhafazakarlıkları nedeniyle yaygın bir destek aldıkları da doğru değil. Genel olarak dünyadaki insanların çoğu kapitalizmin iyi bir yaşam standardı sağlayamaması nedeniyle öfkelidir ve solcu ve hatta sosyalist politikaları desteklemekte. Bu öfkeye yeni bir ifade kazandırabilecek istikrarlı bir siyasi gücün olmaması sağ kanat popülist veya gerici örgütlerin bazı durumlarda boşluğu doldurmasına izin veriyor. Bu öfkeye karşılık vermek ve ileriye doğru yeni bir yol açmak genel olarak küresel kadın hareketinin ve özellikle sosyalist feministlerin görevlerinden biridir.

ROSA aşağıdaki talepleri içeren demokratik bir sosyalizm için mücadele eder:

  • İnsanca bir asgari ücret, uygun sözleşmeler ve güvenceli çalışma – tam zamanlı çalışma hakkı. Düşük ücretler kaldırılarak toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı ücret ayrımcılığının ortadan kaldırılması, ücret farkları erkeklerin ücreti düşürülerek değil şirketin kârlarından ödenerek eşitlenmesi!
  • Tam zamanlı çalışma saatlerinde ücret kaybı olmadan gerçek bir azalma sağlanması. Bu halk sağlığını ve eşitliğini artıracak ve herkes için gelir sağlayacaktır. İstihdam güvenceli olmalıdır.
  • Herkes için refah. Herkes için güvence altına alınmış sosyal sigorta, doğum izni ve emekli maaşı.
  • Nitelikli sağlık hizmetleri, ücretsiz eğitim ve çocuk bakımı, yaşlılıkta onurlu bir yaşam, su, hijyen koşulları, ısıtma ve elektrik gibi temel ihtiyaçlara kolay ve ekonomik erişimden toplum sorumlu olmalıdır. Aile bir eşitsizlik kaynağı olmamalıdır. Bugünden başlayan ancak yerine getirilmesi için tüm toplumun dönüşümüne ihtiyaç duyan bir değişikliğe ihtiyacımız var.
  • Kaliteli, uygun fiyatlı ve kamuya ait konutların yanı sıra ücretsiz, güvenli ve yeşil toplu taşıma için mücadele – özel sektöre güvenemeyiz!
  • Kadınların nesnelleştirilmesini durdurun, bedensel özerklik ve kadınların seçme hakkı için mücadele. Kadın ticaretine ve her türlü cinsel sömürüye karşı duralım.
  • Cinsel taciz, toplumsal cinsiyet şiddeti ve nesneleştirmeye karşı mücadele, okullarda cinsel eğitimden sosyal hizmet uzmanlarına, sağlık personeline, polis, mahkemelere ve sendikalara yönelik özel eğitime kadar toplumun her alanına yayılmalıdır.
  • Tüm ataerkil yasalar ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık son bulsun! Dini mahkemelerin kaldırılması ve din ile devletin ayrılması sağlansın. Kadın, sendika ve toplum örgütleri de dahil olmak üzere işçi sınıfı, gerçekten adaleti sağlamak için hakimler ve polis üzerinde demokratik bir denetime sahip olmalıdır.
  • Çokuluslu şirketler ve bankalar gibi finansal kuruluşların topluma ait olması ve işçi sınıfı ve yoksullar tarafından aşağıdan demokratik olarak kontrol edilmesi gerekir.
  • Toplum, ayrıcalıkları olmayan ve tamamen şeffaf olan seçilmiş temsilcilerle aşağıdan her seviyede demokratik olarak yürütülmelidir.
  • Toplumun tam bir dönüşümü. Fosil yakıt emisyonlarından arındırılmış ve yoksulluğu ve tüm baskıyı ortadan kaldırmaya yönelik bir ekonomi yaratmak için bankalar ve büyük şirketler de dahil olmak üzere ekonominin kilit sektörlerinin kaynaklarını kamu mülkiyetine alınması. Ekonomi, işçiler tarafından planlanmalı ve kontrol edilmelidir.
  • Barış ve refah, hiyerarşi ve baskıya karşı sosyalist bir dünya için. İnsanların eko-sistemler, hayvan yaşamı ve bir bütün olarak doğa ile birbirleriyle uyum içinde yaşamalarına izin verilmesi. Sosyalist bir dünyada, toplumsal cinsiyet rollerini ve cinsel baskıyı kısıtlamaktan kurtulmuş, özgür insanlar olarak gelişebileceğiz.
ROSA; kadınlar, LGBTQ +  ve işçilerin sosyalist feminizm, ırkçılık karşıtlığını ön plana çıkaran mücadeleci hareketleri içinde çalışıyor

Parlamentolara ve şirket yönetim kurullarına daha fazla “kadının” katılmasına yönelik liberal feminist fikirlerin tam bir çıkmaz nokta olduğu açıktır. İngiltere’deki Theresa May, Almanya’daki Angela Merkel ve IMF başkanı Christine Legarde gibi kadın liderlerin hepsi işçi sınıfı kadınların yaşamlarına, fırsatlarına ve haklarına zarar veren acımasız kemer sıkma politikalarını destekledi. Sömürücü sınıftaki pozisyonlara daha fazla kadın eklemek yerine, gerçek eşitliği elde etmek için sistemi değiştirmemiz gerekiyor. Gerçek bir sistem değişikliğini elde etme mücadelesi, tüm cinsiyetlerdeki işçi sınıfından insanların tüm yaşamlarımızda iyileştirmeler için birleşmesi ve mücadele etmesini gerektirir.

ROSA; kadınlar, LGBTQ +  ve işçilerin sosyalist feminizm, ırkçılık karşıtlığını ön plana çıkaran mücadeleci hareketleri içinde çalışıyor. Her türlü cinsiyetçilik ya da önyargı işçi sınıfını böler, mücadeleyi zayıflatır ve bunlara karşı kararlılıkla savaşılmalıdır. Sosyalist feminizm her cinsiyetten işçileri içerir – mücadeleler ve tartışmalar bilinci artıracaktır.

Grevde iken, en fazla etkiyi yaratarak kâr sistemine çomak soktuğumuzdan emin olmalıyız. Toplum üzerinde gerçek güce sahip olanlar büyük şirketlerdir ki buna meydan okumak zorundayız.

İşçi sınıfı eşsiz ve güçlü bir konuma sahiptir çünkü biz üretimin merkeziyiz. İşgücünü grevler ve diğer mücadele biçimleriyle geri çekerek bu güç hayata geçirilebilir ve bu tüm ülkelerde hayat durma noktasına getirebilir. İşçi sınıfı ile, aileleri de dahil olmak üzere tek gelir kaynağı olarak ücretli emeğini satacak yer (hem kayıtlı ekonomide hem de kayıt dışı sektörde) aramak zorunda olan herkesi kast ediyoruz.

Ekonomiyi durdurmak için grevler yeterli değildir. Kitle hareketleri ve grevlerin gerçekleştiği yerlerde, halkın sadece hareketin kendisini değil, bir bütün olarak toplumu nasıl yönetileceğine dair kararlara dahil olduğu, devletin siyasi gücüne meydan okuyan komiteler oluşturmayı sürdürmek zorundayız.

Uluslararası Kadınlar Günü 8 Mart geleneği, tam olarak kadın tekstil işçilerinin greve gün gün başlayan Rus Devrimi’ni de kapsamaktadır. Bu başlangıç, işçi sınıfının Ekim 1917’de iktidara geldiği bir devrime yol açtı.

Bugün enternasyonalizm ve kadın mücadeleleri dünyaya yayılıyor. Uluslararası sosyalist feminizm büyüyecek ve işçi sınıfı mücadelesi, ırkçılık karşıtı mücadele ve iklim mücadeleleri ile birleşecektir. İşçi sınıfı öne atıldığında, durdurulamaz bir güç haline gelecektir.

  • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde dünya çapında protestolar gerçekleştirelim. Mümkün olan yerlerde okullarda ve işyerlerinde kitle mücadelesi ve grevler örgütleyelim!
  • Yıl boyunca her gün kadın hakları için mücadele eden demokratik mücadeleci sendikalar için mücadele edelim.
  • Sorunların ve mücadelelerin ortaya çıktığı yerlerde okullarda, işyerlerinde ve topluluklarda sosyalist feminist komiteler oluşturalım.
  • Sağcı aşırılık yanlılarına, gerici haydutlara, dini köktenciliğe ve devletin şiddetine karşı savunma hatlarını inşa edelim.
  • İşçi sınıfını ve tüm ezilen halkları birleştirmek, sosyalist bir program için mücadele etmek ve kapitalizmin devrilmesini hedefleyen yeni siyasi partiler oluşturmak için çalışalım.

ROSA

International Socialist Alternative

Oku, Beğen, Paylaş!
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.